Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

Süflî Tabîatlar Gönüle Düşmandır

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 13 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

15. Süflî tabîatlar gönüle düşmandır.

Mutasavvıflara göre insan tabiatı aşağı âleme mensup oduğu için süflîdir. Onun bu yönüne tasavvufta “nefs-i emmâre” denir. Nefs-i emmârenin önemsediği ve değer verdiği hususlar rûhun kıymet verdiği değerlere zıttır. Bu yüzden Cenâb-ı Hakk’ın ruhları yaratıp “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (A’râf, 7/172) dediği günden beri süflî tabîat olan nefs-i emmâre, gönle düşmanlık yapmaktadır. Nefsin sıfatlarının, asıl yaratılışından oluşan bir takım kökleri vardır. Çünkü o, topraktan yaratılmıştır. Toprağın da kendine has bir özelliği vardır. İnsanoğlundaki zaaf vasfının topraktan, buhl ve cimrilik sıfatının çamurdan , şehvet vasfının pişmiş çamurdan, cehâletin de “salsal” diye tanımlanan cıvık balçıktan kaynaklandığı söylenir.[1]

Mevlânâ’ya göre vücut ikliminde gönül yalnızlık çekmektedir. Çünkü gönül sâhibi, dağdaki bir kuş gibidir. Bu vücut diyârı ve dünyâ, gönlün gerçek vatanı değildir. Dünyâ ise kurtlar, kargalar şehridir. Mutasavvıfların gözünde dünyâ kötü tabîatlıların yurdudur. Gönlün dünyâda bunca kötülük arasında yaşaması zordur. Çünkü karşıt cinslerin birbirini sevmedikleri bilinen bir gerçektir. Nitekim aynı şehirde oturan dinsizlerin îmanlı kişileri sevmemeleri de bu yüzdendir. Onun için insan, eğer yüce duygularını kaybetmek istemiyorsa gönül sâhibi olan insan- ı kâmili arayıp bulmalı ve tavsiyelerini dinlemelidir. Bu sâyede nefs-i emmâresinin kötülüklerinden kurtulduğu gibi onu ıslah etme imkânı da elde eder. ”

Beyit: Cenâb-ı Hak bütün ruhlara; “Elestü bi-Rabbiküm” (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) (A’râf, 7/172) diye seslendiği günden beri, tabîat Sebzvar’ı o gönle düşmandır. Bu düşmanlık ona mîras için alınmıştır.

Beyit: Çünkü o gönül sâhibi, dağın kuşu gibidir. Bu dünyâ ise kurtlar, kargalar şehridir. Bir cinsten olmayanın, kendi cinsinden olmayanı görmesi, onu yaralar, gönlünü dağlar. Aynı şehirde oturan dinsizlerin îmanlı kişileri sevmemeleri, onların aleyhinde uğraşmaları da bu yüzdendir.

Beyit: İnsan kendi cinsinden olmayanla uyuşmuş gibi görünürse de, o hâl sâhici değildir. Bir çeşit münâfıklık, iki yüzlülüktür. Onun uyuşmuş gibi görünmesi, bir menfaat, bir şey elde etmek içindir.[2]

Beyit: Ey Hak yolcusu! Eğer sen, cansız, yâni taş ve kay gibi ruhsuz, duygusuz değil isen,gönül sâhibini ara. Eğer hakîkat sultânına zıt tabîatta değilsen, gönülle aynı cinsten olmaya bak. Yâni bir gönül sâhibi bul, tavsiyelerini can kulağı ile dinle.[3]


[1] Sühreverdi, Avârifü’l-Maârif, hazırlayanlar, H.Kâmil Yılmaz-İrfan Gündüz, Vefa Yayıncılık, İstanbul, tarihsiz, s.566.
[2] Mesnevî, c.III., s.82
[3] Mesnevî, c.III., s.83.
[3] Mesnevî, c.III., s.83.

Yorum Yapın