Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

Şu Dünyâda Yaşayanlar Yüz Renkli Ve Yüz Gönüllüdür

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 20 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

22. Şu dünyâda yaşayanlar yüz renkli ve yüz gönüllüdür

Mevlânâ’yı ve düşünce sisteminin temellerini iyi kavramak için; onu yetiştiren sosyal şartların bilinmesi gerekir. İçinde yaşadığı toplumun izlerini taşımayan, devrinin sosyal ve kültürel sarsıntılarından nasibini almayan insanların, büyük ve ulvî düşünce sâhibi olmaları oldukça zordur. Mevlânâ da içinde yaşadığı XIII. yüzyılın sosyal ve kültürel ortamının olaylarından oldukça etkilenmiştir. Beş yaşlarında iken babası ile birlikte Belh şehrini terketmek zorunda kalması, peşinden Moğol istilasını yaşaması gibi olaylar Mevlânâ’nın çok erken yaşlarda çok büyük olaylarla duygulanan, içlenen bir gönül sâhibi olmasını sağlamıştır.[1]

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki Mevlânâ sâdece yaşadığı asrı değil, kendisinden sonraki yüzyılları ve çağımızı bile etkileyebilmiş ender insanlardan biridir. Sonsuz yoruma açık, evrensel nitelikli hikmetleri ile insanlık üzerinde çok etkili olmuştur.[2]

İçinde bulunduğu çağı kötü bulup şikâyetçi olmak düşünen insanların ekserisinde görülen bir durumdur. Aynı serzenişi Mevlânâ’da da görüyoruz. Gerçi onun asrı gerçekten mensup oduğu toplum açısından içler acısıydı, devamlı harpler, hicretler ve işgaller görmüştü. Yâni şikâyetçi olmakta haklıydı. Yaşadıklarının da etkisiyle Mevlânâ’ya göre de dünyâda ekseriya kötü gönüllüler hükümrandır. Onlar gücü ve iktidârı ele geçirmiştir. Kimisi kötülüklerini iyilik maskesi arkasında sinsice yaparken, kimisi yeryüzünü ifsat ettiği halde ıslah ediyorum iddiasında bulunmaktadır. Yaşadığımız zaman günahkârların, kötülerin devridir. Yûsuflar kuyu dibinde, firavunlar pâdişahlık makamındadır. Hikmetli kişiler gizlenmek zorunda kalırken, karanlık ruhlular meydâna sâhip olmuşlardır. Öyle zorbalar türemiştir ki gönüllerinde gizledikleri kötülükleri dışa vurmuşlardır. Kötülüklerinden utanmak şöyle dursun, yaptıklarını saklamaya bile gerek duymamaktadırlar. Âdetâ rezillik onlar için bir iftihar vesilesi olmuştur.

Beyit: Şimdi insanların sırları, gizli şeyleri, alacalı öküzün rengi gibi dışa vurmuş, gizlenemez olmuş. Çeşitli kanaat, çeşitli îman sâhibi arasında söz iği yüzlerce renkli iplik büküyor.

Beyit: Şu anda dünyâda yaşayan insanlar, yüz renklidir. Yüz gönüllüdür. Böyle bir dünyâda, bir renkli âlem nasıl bulunabilir?

Beyit: Şimdi zencinin devri… Rum diyârına mensup olan beyaz renkli güzel, gizlendi. Yâni bulunduğumuz zaman, günahkârların, karanlıkta kalmış olanların zamanı… beyaz yüzlü, nurlu kişiler gizlendi. Şimdi gece, güneş görünmüyor.

Beyit: Şimdi kurtların dolaştığı devirdir. Yûsuf kuyunun dibinde, şimdi Kıptîlerin nöbeti… Firavun da pâdişah olmuş.[3]


[1] Aydın Mehmet, Hz. Mevlânâ’nın Yaşadığı Devrin –Sosyal Yapısı-, Selçuk Üniversitesi 2. Millî Mevlânâ Kongresi (tebliğler), Konya 3-5 Mayıs 1986, s.281-282.
[2] Aktuna Yıldırım, Ruh Sağlığı Açısından Mevlânâ Düşüncesi, Selçuk Üniversitesi 1. Milletlerarası Mevlânâ Kongresi (tebliğler), Konya 3-5 Mayıs 1987, s.61.
[3] Mesnevî, c.III., s.478.

Yorum Yapın