Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

Mevlânâ’ya Göre Maddî Bünye Gönlün Emrindedir

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 01 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

3. Mevlânâ’ya göre maddî bünye gönlün emrindedir.

Gönül ile duyu organları arasında nasıl bir ilişki vardır? Duyu organları mı gönlü etkiler? Yoksa gönül mü duyu organlarını etkisi altına alır? Aslında bu ilişki iki yönlü olarak da düşünülebilir. Yâni bir taraftan duyu organlarımızın dışarıdan, gönlümüze aktardığı bilgiler gönlümüzü etkileyip o tarafa meylettirirken bir taraftan da gönlümüze doğan duygu ve düşünceler duyu organlarımızı kendi istikametinde hareket ettirebilir. Mevlânâ’nın Mesnevî’de meselenin ikinci yönüne önem verdiğini görüyoruz. Bedenimiz ve gönlümüz ile doğrudan bir alâka kuran Mevlânâ maddî bünyemizin gönlümüzün emrinde olduğunu söylüyor. Başta gözler olmak üzere beş duyu organı gönlün emrindedir. Gönül nereye meylederse duyu organları o tarafa yönelirler. Bir bakıma gönül, varlık dünyâmızın komuta merkezidir. Ya da gönül, vücut sarayının sultânıdır. Göz, bir kılavuz ve öncü, kalp ise istek sâhibi ve göndericidir. Birincisi gözlemekten ikincisi de kavuşmak ve elde etmekten zevk aldığı için, arzu ve hevâ yularının iki tarafıdırlar.[1]

Beyit: Gözlerimiz, bakışlarımız gönüle uymuştur. Gönül isterse göz zehire bakar, yılana bakar; gönül isterse göz ibret alacağı, ders alacağı şeye bakar.

Beyit: Gönül isterse, göz görülecek şeylere; dünyâya, dünyâ nîmetlerine bakar, gönül dilerse göz mânâya, örtülü şeylere, ilâhi sırlara bakar.

Beyit: Gönül isterse, gözleri külliyât tarafına sürer götürür. Gönül isterse onları cüz’iyyât’a hapseder, bırakır.[2]

Beyit: Beş duyumuzun herbiri, aynı su deposuna bağlı musluklar gibi, gönle bağlıdırlar. Gönlün dileği ve emri ile iş görürler.

Beyit: Gönül ne tarafa işâret ederse, beş duyu da eteklerini toplar o tarafa doğru koşar.

Beyit: Gönül isterse ayak rakseder, oyuna dalar, yâhut yavaş yürüyüşü bırakır, hızlı yürüyüşe geçer.

Beyit: Gönül dilerse el parmaklarıyla hesap yapar, yâhut o parmaklarla kitap yazar.

Beyit: Dikkat ediniz, bütün bu işleri yapan hünerli el, aslında içte bulunan hünerli gizli bir elin emrindedir. O gizli el bedenimizin şu görünen elini maşa gibi kullanarak bu işleri yaptırmaktadır.

Beyit: Eğer gizli el isterse, şu görünen el, düşmana karşı yılan gibi öldürücü olur. Yine gönül isterse, o el bir dosta karşı yardımda bulunur.

Beyit: Acaba gönül bizde bulunan bu beş duyuya neler söyledi, onlarla aralarında ne de gizli, akıl almaz bir anlaşma, ne şaşılacak bir buluşma var?

Beyit: Gönül acaba, Süleymân’ın mührünü mü buldu ki, bu beş duyunun yularını da eline almış, onları istediği tarafa çekip götürüyor.[3]

Mevlânâ, duyu organlarından kulak ile gözün insanı etkileme gücünü kıyaslamış ve burada göze daha ayrı bir önem vermiştir. Buradan hareketle esas olanın gönül gözünün olduğunu belirtiyor. Ona göre bir meseleyi duyup, görmenin ölçüsü gönle tesir etmesidir. Ancak gönle tesir eden mesele sâhibinin olur. Yoksa bir an için duyulan ve görülen ama gönle etki etmeyen sözler ve hareketler bir kıvılcım gibi gelip geçici olur. Günde defâlarca Allah, peygamber, haram ve helal gibi kavramları duyup söylediği halde gönlünde hiçbir ürperti ve huşû duymayanlar ilk fırsatta bu kavramlara zıt söz ve fiillerin işleyicisi olmaya hazırdırlar.

Kulak vâsıta, vuslata eren ise gözdür. Göz hal sâhibidir; kulağın sâdece dedikodusu vardır.
Kulağın duyuşu sıfatları tebdil eder, halbuki gözlerin apaçık görgüsü zâtı bile değiştirir.
Ateşin varlığını sözle bilip, yakîn hâsıl ettinse ateşle pişmeyi iste; sözde kalma.
Yanmadıkça o bilgi aynel yakîn değildir; yakîni istiyorsan ateşe dal.
Kulak, hakîkate nüfûz ederse göz olur; aksi takdirde söz kulakta kalır, gönle tesir etmez.[4]


[1] el- Cevziyye İbn Kayyim, Âşıklar Kitabı Ravdatu’l-Muhibbîn ve Nuzhetu’l-Muştâkîn, trc. Feyzullah Demirkıran- Savaş Karabaş, Şûle Yayınları, İstanbul 2001, s.113.
[2] Mesnevî, c.I., s.229.
[3] Mesnevî, c.I., s.229.
[4] Nıcholson R.A., Mevlânâ Celâleddin Rûmî, trc. Ayten Lermioğlu, Tercüman 1001 Temel Eser , tarihsiz, s.109. (Mesnevî, II. 858)

Yorum Yapın