Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

İçinde Gönül Nûru Bulunmayan Gönül, Gönül Değildir

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 15 Ocak 2009 | 1 Yorum yapılmış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

17. İçinde gönül nûru bulunmayan gönül, gönül değildir.

Cansız bir beden topraktan başka bir şey değildir. Can olmasa beden bir işe yaramaz. Mevlânâ’ya göre bedenin kıymeti can iledir. Cânın makbul olması ise gönül sâyesindedir. Gönüller farklı farklıdır; iyisi de vardır, kötüsü de vardır. Binâenaleyh her gönül de makbul değildir. Nitekim ışık vermeyen kandil, sözde kandildir, çünkü ışık vermez ve maksadı hâsıl edemez. Onun kandilliğinden beklenilen, etrâfına ışık vermesidir. Tıpkı bunun gibi nûru olmayan, etrâfına hakîkat nurlarını saçmayan gönül, gönül değildir. Bencillik kıskacından kurtulup hürriyetini elde edemeyen gönül, nefsin esîridir. Nefsin esîri olan gönül başkasına fayda veremez. Çok ilim tahsil etmesi, ciltler dolusu kitap okuyup yazması bir şey değiştirmez, çünkü gönlü haraptır. Konuştuğu Rahman’dan olmaz şeytandan olur. Yâni Mevlânâ mürşid-i kâmil olmak kolay değildir, herkes mürşid-i kâmil olamaz demek istiyor.

Mutasavvıflara göre bâtınî bir tasarrufa sâhip olup kalplere hükmetmek herkesin işi değildir. Tasavvuf ehline göre bir şeyhin irşat görevi yapabilmesi için Hz. Peygamber’e (a.s.) kadar uzanan kesintisiz bir irşat silsilesi içerisinde yer alması şarttır. İrşâda salâhiyetli olabilmenin maddî ve mânevî olmak üzere iki boyutu vardır. Maddî boyutu, kâmil bir mürşidin gözetiminde elde edilen tasavvuf eğitimidir. Bu eğitimden geçmeden de kişi evliyâ olabilir, ammâ insan yetiştiremez, insan eğitiminin metodunu öğrenmeden bu işin altından kalkamaz. Mânevî boyutu ise bu eğitim sonucunda mürşidin mürîdi irşâda ehil olup icâzet vermesidir. Bu icâzeti almayanlar her ne kadar kâmil birer mü’min olsalar da irşat yapamazlar, yapmaya kalkışsalar başarılı olamazlar. Zararları olur, faydaları olmaz.[1] Sultan Veled de Hakk’ın velîsini bir rahmet mâdeni ocağına benzetir. Herkes, onun görünen varlığından zevk bulur, rahata kavuşur. Onun nûrundan canlanır. O nur ise hiç eksilmez. Bu sıfatlara sâhip olmayan kimse velî değildir.[2]

Beyit: İçinde gönül nûru bulunmayan gönül, gönül değildir! Can olmadıktan sonra beden topraktan başka bir şey değildir!

Beyit: İçinde can nûru olmayan kandile, kandil deme; o, içine kirli, pis bir su konmuş bir şişedir![3]


[1] Kara Kerim, Karabaş Velî Hayatı, Fikirleri, Risâleleri, İnsan yayınları, İstanbul 2003, s.312.
[2] Sultan Veled, Maârif, çev. Meliha Ü. Anbarcıoğlu, Tercüman 1001Temel Eser, İstanbul 1984, s.171.
[3] Mesnevî, c.III., s.233

1 Yorum

ayşegül akbalık  Yorum zamanı: 08 Ocak 2010

hocam ben 6 a dan ayşegül sitenizi çok beğendimmmm

Yorum Yapın