Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

Gönül Bir Şehirdir

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 09 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

11. Gönül bir şehirdir.

Mevlânâ gönlü bir şehre de benzetmiştir, çünkü şehirler gibi gönül de büyük ve karışıktır. Şehirde yaşayanların hayatlarını en iyi biçimde idâme ettirebilmeleri için şehirde pek çok sistem kurulmuştur, bunlardan birisi de su şebekesidir. Şehir halkının ihtiyâcını gören hayâti unsurlardan birisi olan su kanalı çok iyi korunması gerekir ki su kirlenmesin. Suyun kirlenmesi insanların sağlığını bozar. Suyun kirletilip bulandırılması dibinin görülmesine engel olur. Bu taktirde o suya güven ortadan kalkar. İçecek olanlar tedirgin olur.

Mevlânâ’ya göre insanlar da ırmakların suyuna benzerler. Zaman zaman bulanık akarlar, dipleri görünmez olur. Bulanık gönül istikrarsızdır, temkine ulaşamamıştır. Bu sebeple ne kendine faydası olur ne de bir başkasına. Gönül başta vesveseler ve şüpheler olmak üzere her tür bulanıklıktan bir an önce kendini kurtarmalıdır. Gönüllerin arınması düşünceye bağlıdır. Rahmânî düşünceler gönlü temiz bir ırmak hâline getirirken, nefsânî düşünceler karıştırıp bulandırır. Sultan Veled’e göre insan karışık bir yaratık, içiçe girmiş bir bütündür; en son iç, kökleri yerde bulunan, toprak ve suyla yaşayan bir ağacın kökü gibidir. Bu kök gizlidir. Ağacın geri kalan kısımlarında meyve, yaprak, gölge ve öz gibi birtakım haller mevcuttur. Eğer bu ağacın âlemi düşünceyle dolaşılırsa, ağacın başı ve sonunda kökü olduğu ve ağacın kök vâsıtasıyla ayakta durabildiği görülür.[1] İnsanlar çoğunlukla gönüllerini arındırmak için düşünme zahmetine katlanmazlar. En önemli soru olan “Bu dünyâya nereden geldim?”, “nereye gideceğim?” sorularına cevap aramazlar. Nefsânî arzularının merkez olduğu bir hayat tarzı sürerler. Bu tür insanların gönlü, temiz bir gönül değildir. Dünyâ sevgisi ve nefsânî arzulardan temizlenmeyen gönül, basîret gözünü açamaz, sırlar âleminin penceresine başını uzatamaz. Onun için gönül şehrinin suyu temizlenmeli ve gönül gözü açılmalı ve “nereden gelip nereye gittiğimiz” düşünülmelidir.

Beyit: Gönül şehrinin suyunu bulandırma ki, durulsun da, orada Ay’ı, yıldızları dolaşır halde göresin!

Beyit: Çünkü insanlar, ırmakların suyuna benzerler, su bulanınca dibini göremezsin.[2]

Beyit: Ne yazık ki, insan başından geçenleri bilmek için sıkı bir araştırmaya girişmemiştir. Gereği gibi çalışarak gönlünü arıtmamıştır. “Ben bu dünyâya nereden geldim?” diye düşünmemiştir.

Beyit: İnsan dünyâ sevgisinden, nefsâni isteklerden arınan gönül, gözünü açmalı da, sırlar penceresinden baş çıkarıp bakmalı, evveli ve âhiri; yâni önü sonu görmeli, nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi düşünmeli.[3]


[1] Sultan Veled, Maârif, çev. Meliha Ü. Anbarcıoğlu, Tercüman 1001Temel Eser, İstanbul 1984, s.166.
[2] Mesnevî, c.II., s.567.
[3] Mesnevî, c.II., s.645.

Anahtar kelimeler: , ,

Yorum Yapın