Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

Gönül Bir Havuza Benzer

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 03 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

5. Gönül bir havuza benzer.

Mevlânâ gönlü içi su dolu bir havuza benzetiyor. Su havuzunun temizleyici özelliğine dikkat çekiyor. Zîra suyun olduğu yerde temizlik vardır. Fakat havuzun etrâfında dolaşmakla temizlenilmez; temizlenmek için havuzun içine girmek şarttır. İslâm’da beden temizliği gibi ruh temizliği de önemlidir. Namaz ibâdetinden önce gusül, abdest veya teyemmüm gibi temizliklerin hedefi insanı içinde yaşadığı gündelik hayâtın kirlerinden arındırmak olduğu gibi rûhen de bir kendine getiriş olduğu muhakkaktır. Çünkü ibâdete geçmeden önce maddî temizliğe yönelen mümin kimin huzûruna yöneldiğini düşünmeye başlar ve içini kötü düşüncelerden temizler. Bu bakımdan mutasavvıflara göre ruh temizliği olmadan yapılan hiçbir ibâdetin değeri yoktur. Mevlânâ’ya göre, mânevî kirlerden temizlenmenin yolarından biri de temiz sularla eş değerde gördüğü mürşid-i kâmile teslimiyet ve onun temizleyici nazarına mazhariyettir.[1] Mânevî kirlerden temizlenmek için gönül havuzuna dalmak gerekir. Çünkü temiz bir gönül, bir mânâ havuzudur.

Beyit: Ey bedeni kirli olan kişi! Sen havuzun etrâfında dönüp dolaşıyorsun, ama insan havuzun dışında iken nasıl temizlenebilir?

Beyit: Maddeten temiz olan kişi mânâ havuzundan uzak kalırsan kendini mânen temizleyemez. Dışyüzü temiz olmakla berâber, bâtını, özü kirli kalır.[2]

Beyit: Bu mânâ havuzunun temizliğinin haddi, sınırı yoktur. Bedenlerin temizliği ise az bir şeydir. İnsan bedenini kolayca temizleyebilir. Ama gönül temizliği o kadar kolay bir iş değildir.

Sultan Veled de bu konuda şu beyti söyler: Sen her zaman, o havuzun etrafında döndün, dolaştın, âşık oldun. Sonunda o havuza düşüp şekere gark oldun. Şimdi, haydi bütün vücûdunla onu tat. Bu küpten öyle bir bal fışkırır, taşar ki dünyânın altı yönünde böyle bir bal bulunmaz.[3]

Beyit: Aslında gönül, gizli bir mânâ havuzudur. Bu mânâ havuzunda vahdet denizine giden gizli bir yol vardır.

Beyit: Ey kendine güvenen “Kalbim gönlüm temizdir” diyen kişi, senin kalbinin gerçekten temizlenmesi için bir velinin kalbi havuzundan, yâhut hakîkat denizinden yardım ister. O ilâhi yardım olmasa, paranın sayısı harcadıkça azaldığı gibi, senin mahdut olan temizliğin de kirlenir.[4]

Mevlânâ’ya göre insan-ı kâmilin gönlü öyle bir mânâ havuzudur ki onda birlik deryâsına giden gizli bir kanal vardır. İnsanın hamlıktan kurtulup olgunluğa erişmesi hattâ mükemmel olabilmesi için birliğe ulaşması şarttır. Gönlünde tefrika ve dağınıklık olmamalıdır. Birliğe ulaşabilmek için de önce bir gönül havuzuna dalmak gerekir. Çünkü havuzda fâni olmadan, kendini o deryâya bırakmadan, suya teslim olmadan birliğe ulaşmak mümkün değildir.

Beyit: Günâha batmış, kirlenmiş, pislenmiş kişiye, su hâl dili ile: “Ey kirli kişi koş bana gel!” der. Günahkâr da: “Ben sudan utanır, yâni mürşitten utanırım. O benim kirliliğimi keşfeder” cevâbını verir.

Beyit: Su der ki, “Seni utandıran o kirlilik, o günah bensiz nasıl gider? Ben olmadan şu pislik nasıl temizlenir?”

Beyit:. Kirlenmiş, pislenmiş adam sudan gizlenirse; “Utanmak, îmana engel olur” sözü gerçekleşir.[5]

Açıklama: “Hayâ îmandandır; Hayâ ile îman kardeştir, birbirinden ayrılmazlar” şeklinde hadîs-i şerifler vardır. Bu hadislerdeki hayâ, Allah’tan utanmaktır. Yoksa günahlarım anlaşılacak diye halktan çekinmek değildir.

Mânevî kirlerden kurtulmak için bir insan-ı kâmilin gönlüne girmenin şart olduğunu belirtmekle birlikte Mevlânâ bu mükemmel insanın kalbine girmek için de yine bir miktar temizlik istemektedir. Çünkü pisliklere bulanıp kalmış insanların onlara ulaşmaları mümkün değildir. İnsan en azından kirli hâlinden hicap duyup kurtulmak için bir niyet göstermelidir.

Beyit: Gönül ten havuzunun dibinde biriken günah çamurlarına bulandı, kirlendi ama, ten, gönüller havuzunun suyuyla, yâni mürşidin feyzi ile temizlendi, arındı.

Beyit: Ey oğul! Gönül havuzunun çevresinde dolaş, fakat sen sen ol da, ten havuzunun dibinde çamura sapl


[1] Arpaguş Safi, Mevlânâ’nın Dînî Anlatım Metodu, Basılmamış Doktora Tezi, Marmara Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2001, s.253.
[2] Mesnevî, c.I., s.367.
[3] Sultan Veled, Maârif, çev. Meliha Ü. Anbarcıoğlu, Tercüman 1001Temel Eser, İstanbul 1984, s.130.
[4] Mesnevî, c.I., s.367.
[5] Mesnevî, c.I., s.367.

Yorum Yapın