Yrd. Doç. Dr. Kerim Kara

Kişisel İnternet Sitesi

Fameder divx film izle porno sex porno izle porno izle

'zenginlik' etiketi ile ilgili yazılar

Gönülsüz İnfak Makbul Değildir

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 19 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

21. Gönülsüz infak makbul değildir.

Yardımlaşma insanlar arası ilişkilerde önemli bir yere sâhiptir. Zenginin fakîre yardım etmesi zengin ile fakir arasında bir sevgi ve meveddet oluşmasını sağlar. İnfak zenginlikle kaim bir haslettir. İnsanlara verme, bağışta bulunma denilince zenginler akla gelir. Çünkü vermek için zenginlik gerekir. Ancak burada çok hassas bir konu vardır ki çoğu zengin buna dikkat etmez. Veren kişi Allah’tan geleninin yine O’na gittiğini unutur. Yâni o malı ve zenginliği kendisine Allah vermiştir, mülkün gerçek sâhibi Allah’tır. İnfak eyleminde bir mal bir zengin vâsıtasıyla bir fakire gitmektedir. Bâzı zenginler “ben malımı fakire veriyorum”, “ben ne iyi bir iş yapıyorum”, “ben cömert bir insanım gibi” düşüncelere kapılıp kendinde bir varlık görürler, ya da reklamlarını yapak isterler. Bu durum İslâmî açıdan zararlıdır. Çünkü infak yapan, yaptığı iyilikte kendisini üstün görüp verdiğini kendinden bilirse Hakk’ı unutur, araya gurur ve kibir sokar. Başkalarından takdir beklemek, ya da kendini infak yapmaya mecbur hissetmek sonucunda yapılan iyilikler Hakk’ın beklediği davranışlar değildir. Bu şartlarda kişi görünüşte infak yapsa bile gerçekte Hakk’ın rızâsından uzaklaşır. Hakk’ın rızâsına uymayan infâkın Hak katında bir değeri yoktur. Çünkü rızâsız infak gönülden değildir. Dînî olgunluk, davranışların alışkanlık ve dış baskılar sonucu değil, şuurlu bir istek ve tercih ile ortaya konulmasını gerektirir. Bu durum psikolojik açıdan bir şahsiyet bütünlüğü sağlar.[1]

Yazının devamı »

Gönül Hakk’ın Nazargâhıdır

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 08 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

10. Gönül Hakk’ın nazargâhıdır.

Sûfîlere göre Cenâb-ı Hak gönle nazar etmektedir. Maddî güzellik ve çirkinlik, ya da zenginlik ve fakirlik önemli değildir. Önemli olan gönül güzelliği ve zenginliğidir. Bu sebeple Hakk’ın baktığı, îtibar ettiği gönül; arı, duru, saf ve tertemiz bir gönüldür. Ebû Süleyman demiştir ki, “… Nefsânî bir arzuyu samîmi olarak terkedenin gönlünden Allah bu arzudan dolayı kulunu cezalandırmayacak kadar kerem sâhibidir.[1] Mevlânâ’ya göre günah işlemekte ısrar eden ve kalbini kirleten kimseler “bizde de gönül var” derlerse ancak kendilerini kandırırlar. Çünkü Hak gerçeği en iyi bilendir ve onlara “şah damarından daha yakındır” (Kaf,50/16). Dolaysıyla onlarda ne denli harap bir gönül olduğunu iyi bilmektedir. Onlar gönül saraylarını yıkmışlar ve virânelerinde baykuşlar ötmektedir.

Yazının devamı »

Gönül Gözü Açık Olmalıdır

Yazar: Kerim Kara | Yayın zamanı: 05 Ocak 2009 | Yorum yapılmamış

Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde Kalp – Gönül

7. Gönül gözü açık olmalıdır.

Mevlânâ’ya göre maddî gözden ziyâde mânevî göz açık olmalıdır. İnsan dünyâ ve içindekilere göz dikmemeli, ilâhî hakîkatlere gözünü yönlendirmelidir. Nitekim hak ehlinin gönül gözü açıktır.[1] Onların maddî gözü uyusa da bir eksiklik olmaz. Yâni dünyânın bir takım makam mevki zenginlik ve saltanatından mahrum kalsalar hiçbir kaygıları olmaz. Gönül gözünün onlara sunduğu mânevî hazların yanında maddî saltanatın hiçbir değeri yoktur. Tasavvufta “basîreti açık” tâbiriyle bu hal anlatılır. Hakk’ı bulan ve her şeyden müstağni kalan bir kimse, nur bağışlayan bir güneş gibidir; verir almaz. Gönül, kendi mânevî zevkini tamâmen bulunca, artık hiçbir şeye bakmak lüzûmunu hissetmez. Yâni görmeye, söz işitmeye muhtaç değildir.[2]Diğer taraftan, gönül gözü kapalı olup maddî gözü açık olanlar mânevî bakımdan emniyette değillerdir. Çünkü sâdece maddî gözü açık olanlar, yâni gözlerini ve gönüllerini zenginlik, mevki, şöhret gibi nefsin hoşuna giden cihetlere yönlendirenler mânevî tuzakları pek göremezler. Gurur ve kibir gibi duygular gözlerini bir duman gibi bürüyüp önlerini görmelerine engel olur. Bir âyetteşöyle buyrulur; “… Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar. Gözleri vardır, onlarla görmezler. Kulakları vardır, onlarla işitmezler…” (A’râf, 7/179)

Yazının devamı »